Ne olduğunu anlayamadık. Sermaye Piyasası Kurulu 13 Temmuz 2018 tarihli toplantısında 31 Ağustos 2018 tarihine kadar Borsa İstanbul A.Ş. pay piyasalarında gerçekleştirilecek alımların piyasa bozucu eylem olarak değerlendirilmeyeceğine ilişkin bir karar almıştı. Hemen iki gün sonra,15 Temmuz tarihinde gerçekleştirilen toplantıda alınan karar ile de bir önceki kararın kaldırılmasına karar verildi. SPK iki gün içinde 180 derecelik bir dönüş yaparak daha önce piyasaların yararına olduğunu savunduğu bir karardan vazgeçti.

13 Temmuz tarihli kararın gerekçesi açıklandığı günden itibaren kamuoyunda fazlasıyla sorgulanmaya başlanmıştı. Akıllara en çok gelen soru ise “SPK içsel bilgi kullanımını serbest mi bırakıyor” oldu. SPK tarafından 15 Temmuz tarihinde yapılan açıklamada eleştirilerin yersiz olduğunu, bilgi suiistimali suçuna dair hükümlerin geçerliliğini koruduğunu, alınan kararın amacının borsada işlem gören şirketlerin pay geri alım programlarının desteklenmesi ve bu şirketlerin iştirak ve bağlı ortaklıkları tarafından yapılacak pay alımlarındaki belirsizliklerin kaldırılması olduğu belirtildi. Keşke bu gerekçeler 13 Temmuz tarihli duyuruda da açıklansaydı demek geliyor insanın içinden.

Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin 31 Ağustos’a kadar istisna getirilen maddesinde “İhraççılar tarafından düzenlenen finansal tablo ve raporlar ile bağımsız denetim raporlarının hazırlandığı hesap döneminin bitimini izleyen günden söz konusu tablo ve raporların mevzuata uygun şekilde kamuya duyurulmasına kadar geçen süre içerisinde, içsel bilgi veya sürekli bilgilere sahip olan kişilerin veya söz konusu kişilerin eşleri, çocukları ya da aynı evde yaşadıkları kişilerin ilgili sermaye piyasası araçlarında işlem yapmaları piyasa bozucu eylem olarak değerlendirilir” denilmektedir. Kurul 28.05.2014 tarihli ve 16/514 sayılı kararıyla Tebliğde geçen “hesap dönemi” ifadesi ile “6 aylık ve 12 aylık dönemlerin” kastedildiğini kabul etmiştir. Bu madde ile “yasaklı” olarak adlandırabileceğimiz dönemde içsel bilgiye erişme olasılığı bulunan kişilerce ilgili pay piyasasında yapılmış alım-satımlar başkaca bir ispata gerek duyulmaksızın kusurlu fiil olarak kabul edilmiştir. Yani içsel bilgiye erişimi olabilecek kişiler yasaklı dönemde ilgili şirketin paylarını borsada alıp satarlarsa, bu işlemlerin herhangi bir içsel bilgiye dayanıp dayanmadığına bakılmaksızın para cezası ile cezalandırılacaklardır. Elde edilen menfaatin iki katından az olmamak kaydıyla uygulanacak para cezasının alt sınırı 2018 yılı için 30.961 TL, üst sınırı ise 774.736 TL’dir. Bu düzenlemenin bilgi suiistimaline karşı yapıldığı çok açıktır; çünkü ilgili maddenin başlığı “içsel bilgi veya sürekli bilgilere ilişkin piyasa bozucu eylemler” olarak belirlenmiştir.

Dikkatinizi çekmek isterim ki SPK 13 Temmuz 2018 tarihinde almış olduğu kararla sadece yasaklı dönemde yapılacak alımlara istisna getirmiştir. Yani yasaklı dönemde Tebliğde sayılan kişiler hisse satarsa piyasa bozucu eylem gerçekleştirmiş olacaktır. Bence en çok tartışılması gereken konu SPK’nın bir düzenlemeyi tek taraflı olarak ortadan kaldırıyor olmasıdır. Bu tür uygulamalar devletin piyasaya müdahalesi anlamına gelir. SPK tarafından yapılan açıklamada 13 Temmuz tarihinde alınan kararla şirketlerin paylarının ve yatırımcılarının desteklenmesi amaçlanmıştır denmektedir. Düzenleyiciler tarafından piyasaları destekleme amaçlı alınan kararlar herkes tarafından kabul görmeli ve piyasalardaki güven duygusunu zedelememelidir.

SPK 13 Temmuz tarihli kararın “piyasadan gelen talep üzerine” alındığını da söylüyor. Şimdi ben merak ediyorum, “biz iki ay beklemek istemiyoruz hemen pay senedi almak istiyoruz” diye acele eden ve SPK’ya bu yönde bir istisna getirmesini isteyenler kim? Mali tablolar henüz kamuya açıklanmadan piyasadan hisse toplamaya çalışanlar kim? Amaç gerçekten şirketlerin pay geri alım programlarının desteklenmesi olsaydı bu yönde bir karar alınır ve “yasaklı dönemde pay geri alım programı dahilinde yapılan alımlar Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği kapsamı dışındadır” denebilirdi. Kaldı ki Geri Alınan Paylar Tebliğinde program dahilinde yapılan kurala uygun geri alımların sermaye piyasası suçu sayılmayacağına ilişkin bir istisna da bulunmaktadır.

Bana soracak olursanız SPK yasaklı dönem sona erince ilgili Tebliğ’in bu maddesini uygulamadan tamamen kaldırılmalıdır. Herhangi bir içsel bilgiye dayanıp dayanmadığı bilinmeden Tebliğde sayılan kişilerce yapılacak alım ve satımları uygunsuz davranış olarak kabul etmek doğru değildir. Söz konusu kişiler yaptıkları pay alım/satımlarını zaten belirli sınırlar aşıldıktan sonra kamuoyu ile paylaşmaktadır. Eğer şüpheli bir durum oluşmuşsa bu kişiler hakkında (SPK’nın da dediği gibi) bilgi suiistimali suçundan soruşturma başlatılabilir.

Sanıyorum ki bu iki günlük süreçte en çok akıllarda kalan soru “Bu düzenleme kimin için çıkarılacaktı?” olmuştur.

Saygılarımla,