SERMAYE PİYASASI İLE İLGİLİ KISA VE ORTA VADELİ ÖNERİLER

Borsa Uzmanları Derneği-Eylül 2026

Sayın Yetkili;

Sermaye piyasalarımızın son dönemde karşı karşıya bulunduğu gelişmeler, yatırım fonları ve fon yatırımcıları açısından önemli bir hassasiyet oluşturmuştur.

Mevcut durumda 7 portföy yönetim şirketine bağlı 131 fon ve yaklaşık 500 bin yatırımcıyı ilgilendiren, 800 milyar TL’yi aşan fon büyüklüğü söz konusudur.

Küresel ekonomide ve finansal piyasalarda belirsizliklerin yüksek olduğu bir dönemde, yatırım fonlarının tasfiye süreçlerine ilişkin gelişmelerin piyasalarda ilave satış baskısı ve tedirginlik oluşturması, yalnızca ilgili fon yatırımcıları açısından değil, sermaye piyasalarının genel işleyişi ve yatırımcı güveni açısından da dikkatle ele alınmalıdır.

Yatırımcı güveni korunmalıdır

Fonların portföylerinde bulunan bazı hisse senetlerinin kısa süre içerisinde ve yüksek miktarlarda piyasaya satılması durumunda, özellikle likiditesi sınırlı paylarda önemli fiyat baskıları oluşabileceği açıktır.

Bu nedenle, tasfiye sürecinin yalnızca teknik bir fon tasfiyesi olarak değil, piyasa likiditesi, fiyat oluşumu ve yatırımcı davranışları üzerindeki etkileriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Borsa Uzmanları Derneği olarak temel yaklaşımımız;

Yatırımcıların korunması, piyasa düzeninin bozulmaması, fiyat oluşum mekanizmasının sağlıklı işlemesi ve sermaye piyasalarına duyulan güvenin korunmasıdır.

Bu çerçevede aşağıdaki hususların değerlendirilmesini kamuoyunun ve ilgili kurumların dikkatine sunuyoruz.

1. FON VARLIKLARININ YATIRIMCILARA DAĞITILMASI SEÇENEĞİ DEĞERLENDİRİLMELİDİR

Tasfiye sürecindeki fonların portföylerinde bulunan varlıkların kısa süre içerisinde toplu olarak piyasada satılması yerine, mevcut MKK kayıtları ve yatırımcı bazındaki fon payları esas alınarak, hukuki ve teknik olarak mümkün olması halinde, fon portföyündeki payların yatırımcılara oransal olarak dağıtılması seçeneğinin değerlendirilmesini öneriyoruz.

Bu modelde;

  • Fonun nakit varlıklarının nakit olarak,
  • Pay senetlerinin ise yatırımcıların fon payları oranında,
  • MKK kayıtları esas alınarak,

yatırımcılara aktarılması değerlendirilebilir.

Böylece yatırımcı, yalnızca zorunlu ve hızlı bir nakde dönüşüm nedeniyle oluşabilecek fiyat baskısına maruz kalmadan, elindeki payları kendi yatırım kararına göre daha uzun süre taşıma veya uygun gördüğü zamanda satma imkanına sahip olabilir. Süreç içinde yatırımcıya verilen hisselerin geçici bir süreyle satışının bloke edilmesi de düşünülebilir

2. BANKALARIN VE İLGİLİ KURUMLARIN ÇÖZÜM SÜRECİNDEKİ ROLÜ GÜÇLENDİRİLMELİDİR

Mevcut durumda çözüm sürecinde görev alan bankaların, fon yatırımcılarıyla iletişim kurarak alternatif modeller geliştirmesi önem taşımaktadır.

Bu kapsamda;

  • Fonların doğrudan ve hızlı şekilde tasfiye edilmesi yerine,
  • Yatırımcıların taleplerinin dikkate alınması,
  • Uygun hukuki ve düzenleyici çerçevenin oluşturulması,
  • Fonların veya portföylerin yatırımcıların menfaatini gözeten alternatif yapılar içerisinde devam ettirilmesi

gibi seçeneklerin değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Buradaki temel amaç, yatırımcıların piyasa koşullarından kaynaklanan geçici fiyat hareketleri nedeniyle kalıcı ve yüksek kayıplarla karşılaşmasının önlenmesine yönelik alternatiflerin araştırılmasıdır.

3. ÜÇ AYLIK SÜREDE TOPLU SATIŞ BASKISI OLUŞTURULMAMALIDIR

Tasfiye sürecinde fon portföylerindeki payların kısa süre içerisinde satılması, özellikle likiditesi düşük paylarda ciddi fiyat hareketlerine yol açabilir.

Bu nedenle, tasfiye işlemlerinin piyasanın taşıyabileceği likidite kapasitesi ve ilgili payların işlem derinliği dikkate alınarak zamana yayılması gerektiğini düşünüyoruz.

Burada amaç fiyatların yapay biçimde desteklenmesi değil; zorunlu satışların piyasa mekanizmasını bozacak ölçüde yoğunlaşmasının önlenmesidir.

4. KÜÇÜK YATIRIMCININ KORUNMASI TEMEL ÖNCELİK OLMALIDIR

Yatırım fonlarına yatırım yapan yatırımcıların önemli bir bölümünün, fonların profesyonel şekilde yönetildiği ve düzenleyici gözetim altında bulunduğu düşüncesiyle yatırım yaptığı dikkate alınmalıdır.

Bu nedenle yaşanan süreç; “Fon yatırımcısı nasıl korunabilir?” sorusu üzerinden ele alınmalıdır.

Yatırımcının karşı karşıya kalabileceği zararların yalnızca finansal boyutu değil, sermaye piyasalarına duyulan güven üzerindeki etkisi de dikkate alınmalıdır.

5. MKK KAYITLARI VE YATIRIMCI BAZLI DAĞITIM MODELİ TEKNİK OLARAK İNCELENMELİDİR

Fon yatırımcılarının MKK kayıtlarında bulunması, yatırımcı bazında hak sahipliğinin tespit edilmesini sağlayan önemli bir altyapı oluşturmaktadır.

Bu nedenle, hukuki ve operasyonel açıdan mümkün olup olmadığı değerlendirilmek kaydıyla; fon portföyündeki nakit ve menkul kıymetlerin yatırımcıların fon payları oranında dağıtılması modelinin teknik olarak incelenmesini öneriyoruz.

Böyle bir modelin uygulanabilmesi halinde yatırımcıların zorunlu toplu satış baskısından korunabilmesi ve satış kararını kendi yatırım tercihlerine göre verebilmesi mümkün olabilir.

6. ÇÖZÜMDE TEMEL İLKE: PİYASA DÜZENİ VE YATIRIMCI GÜVENİ

Borsa Uzmanları Derneği olarak herhangi bir piyasa aktörünün veya yatırım aracının fiyatını korumaya yönelik bir yaklaşımı savunmuyoruz.

Bizim vurguladığımız husus; ‘tasfiye sürecinin piyasa fiyatlarını bozmayacak, yatırımcı haklarını mümkün olduğunca koruyacak, şeffaf, öngörülebilir ve kontrollü bir yöntemle yürütülmesidir’.

Sermaye piyasalarında güvenin korunması, yalnızca mevcut yatırımcılar açısından değil, gelecekte sermaye piyasalarına yatırım yapacak milyonlarca tasarruf sahibi açısından da önem taşımaktadır.

7. SERMAYE PİYASALARININ İÇ VE DIŞ İTİBARI KORUNMALI, YAPISAL TEDBİRLER HAYATA GEÇİRİLMELİDİR

Sermaye piyasalarının sağlıklı işleyişi yalnızca mevcut yatırımcıların korunması açısından değil, Türkiye sermaye piyasalarının yurtiçi ve yurtdışındaki itibarı, güvenilirliği ve uluslararası rekabet gücü açısından da büyük önem taşımaktadır.

Türkiye’nin İstanbul Finans Merkezi hedefi doğrultusunda, sermaye piyasalarının derinliğinin artırılması, yatırımcı tabanının genişletilmesi, kurumsal yatırımcı yapısının güçlendirilmesi, piyasa güveninin artırılması ve uluslararası yatırımcıların Türkiye piyasalarına yönelik öngörülebilirliğinin geliştirilmesi amacıyla daha önce kamuoyuyla paylaştığımız “yapısal tedbirlerin” hayata geçirilmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz.

Mevcut gelişmeler, sermaye piyasalarında yalnızca ortaya çıkan sorunların çözülmesinin değil, benzer sorunların gelecekte ortaya çıkmasını önleyecek sürekli ve koordineli bir piyasa izleme mekanizmasının oluşturulmasının da gerekli olduğunu göstermektedir.

8. DAİMİ “PİYASA İZLEME VE GELİŞTİRME KOMİTESİ” KURULMALIDIR

Bu çerçevede;

SPK, BDDK, MASAK ve ilgili diğer kamu kurumları ile piyasa kuruluşlarından temsilcilerin ve Borsa Uzmanları Derneği’nin de üye olarak yer alacağı, daimî nitelikte bir “Piyasa İzleme ve Geliştirme Komitesi” oluşturulmasını öneriyoruz.

Komitenin temel amacı;

  • Sermaye piyasalarındaki gelişmeleri anlık ve bütüncül şekilde izlemek,
  • Piyasalarda oluşabilecek sistemik ve operasyonel riskleri önceden tespit etmek,
  • Fon, portföy yönetimi, bankacılık ve diğer finansal kuruluşlar arasındaki etkileşimleri değerlendirmek,
  • Piyasa likiditesi ve fiyat oluşum mekanizmalarını takip etmek,
  • Olağanüstü fiyat ve işlem hareketlerinde ilgili kurumlar arasında hızlı koordinasyon sağlamak,
  • Yatırımcı güvenini ve piyasa bütünlüğünü koruyacak tedbirleri zamanında değerlendirmek,
  • Sermaye piyasalarının gelişmesine yönelik yapısal reform ve düzenleme önerileri geliştirmek,
  • İstanbul Finans Merkezi hedefleri doğrultusunda Türkiye sermaye piyasalarının uluslararası rekabet gücünü artıracak çalışmalar yapmak

olmalıdır.

Bu yapının yalnızca kriz dönemlerinde devreye giren geçici bir mekanizma değil, daimî ve kurumsallaşmış bir piyasa izleme ve geliştirme platformu olarak oluşturulmasının faydalı olacağı kanaatindeyiz.

9. “KRİZ SONRASI MÜDAHALE” YERİNE “ÖNCEDEN TESPİT VE ÖNLEYİCİ TEDBİR”

Sermaye piyasalarında ortaya çıkan gelişmelerin yalnızca sonuçları üzerinden değerlendirilmesi yerine, risklerin ortaya çıkmadan önce tespit edilmesi ve gerekli önleyici tedbirlerin zamanında alınması önem taşımaktadır.

Bu nedenle oluşturulacak komitenin;

İzleme → Erken Uyarı → Analiz → Koordinasyon → Yapısal Tedbir → Piyasa Geliştirme

yaklaşımıyla çalışması gerektiğini düşünüyoruz.

Böylece piyasalarda meydana gelebilecek olağanüstü gelişmeler karşısında kurumların birbirinden bağımsız hareket etmesi yerine, ortak veri, ortak analiz ve hızlı koordinasyon temelinde hareket edilmesi mümkün olacaktır.

10.NİTELİKLİ VE TECRÜBELİ İNSAN KAYNAĞI İHTİYACI

Başta sermaye piyasalarımız olmak üzere tüm finansal yapı ve kurumlarda (düzenleyici-denetleyici-işletici) ciddi bir ‘Nitelikli-Tecrübeli’ insan kaynağı eksikliği gözlenmektedir. Sektörün belki de en güçlü olabileceği bu kaynağın aşağıdaki yolla karşılanması yoluna gidilmesi pek çok sorunu çözebilecek kritik bir anahtardır.

Son kırk yıldır, finansal piyasalarda lisans, eğitim ve mesleki tecrübe gibi yetkinliklere sahip olarak çalışa gelen, bilgi ve deneyim birikimini piyasalara aktarmaya istekli uzmanların, herhangi bir yaş sınırı gözetilmeksizin denetleyici, düzenleyici ve işletici kuruluşlarda çalışan olarak görev alabilmelerinin önünün açılması; böylelikle liyakatli ve tecrübeli personel eksikliğinin kısa sürede giderilebilmesini sağlayacak yasal düzenlemelerin ivedilikle hayata geçirilmesi,

Bu kapsamda;

1. Fon tasfiye süreçlerinin yatırımcı hakları ve piyasa likiditesi gözetilerek yürütülmesini,

2. Fon portföylerindeki varlıkların yatırımcılara oransal dağıtılması gibi alternatif çözüm modellerinin hukuki ve teknik açıdan değerlendirilmesini,

3. Tasfiye işlemlerinin piyasa derinliği ve likidite kapasitesi dikkate alınarak yürütülmesini,

4. SPK, BDDK, MASAK, MKK, Takasbank, Borsa İstanbul ve diğer ilgili kurumlar arasında koordinasyonun güçlendirilmesini,

5. Daha önce Derneğimiz tarafından İstanbul Finans Merkezi hedefi kapsamında önerilen yapısal tedbirlerin hayata geçirilmesini,

6. Sermaye piyasalarının yurtiçi ve yurtdışındaki itibarının, güvenilirliğinin ve öngörülebilirliğinin korunmasını,

7. SPK, BDDK, MASAK ve ilgili kamu kurumları ile piyasa kuruluşlarından temsilcilerin yanı sıra Borsa Uzmanları Derneği’nin de üye olarak yer alacağı daimi bir “Piyasa İzleme ve Geliştirme Komitesi” kurulmasını,

8. Bu komitenin piyasaları anlık olarak izlemesini, erken uyarı mekanizmaları geliştirmesini ve gerektiğinde ilgili kurumlar arasında hızlı koordinasyon sağlamasını,

9. İstanbul Finans Merkezi hedefi doğrultusunda Türkiye sermaye piyasalarının uluslararası yatırımcılar açısından güvenilir, şeffaf, öngörülebilir ve rekabetçi bir finans merkezi niteliğinin güçlendirilmesini

10.Tecrübeli ve nitelikli insan kaynağı ihtiyacının karşılanması için belli şartlara haiz (Lisans-eğitim-çalışma tecrübesi vb. gibi) kişilerin ilgili birimlerde istihdamının sağlanması da finansal piyasaların çok daha sağlıklı çalışması ve beklenmedik olaylar karşısında daha çabuk çözüm üretmesini sağlayacaktır.

kamuoyunun ve ilgili kurumların dikkatine sunuyoruz.

Sermaye piyasalarında güvenin yeniden tesis edilmesi ve sürdürülebilir biçimde güçlendirilmesi, yalnızca mevcut sorunların çözülmesiyle değil, gelecekte benzer sorunların ortaya çıkmasını önleyecek kurumsal ve yapısal mekanizmaların oluşturulmasıyla mümkün olacaktır.

Bu nedenle bugün ihtiyaç duyulan yaklaşımın;

“Panik değil bilgi, kısa vadeli müdahale değil yapısal çözüm, kriz sonrası müdahale değil erken uyarı ve sürekli piyasa izleme”

ilkeleri üzerine kurulması gerektiğine inanıyoruz.

Türkiye sermaye piyasalarının güçlü, güvenilir, şeffaf ve uluslararası itibarı yüksek bir yapıya kavuşması; İstanbul Finans Merkezi hedefinin de en önemli unsurlarından biridir.

Saygılarımızla arz ederiz;

BORSA UZMANLARI DERNEĞİ
YÖNETİM KURULU